|
Ey oğul, artık Bey'sin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoşgörmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Haksızlık bize, bağışlamak sana... Ey oğul, sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma; insanı yaşat ki devlet yaşasın. Ey oğul, işin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun... Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın! Ama; bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarında savrulur gidersin. Öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın! Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi değildir. Bütün bilinmeyenler, feth edilmeyenler, görünmeyenler, ancak sen faziletli ve ahlaklı olursan gün ışığına çıkacaktır. Ey oğul! Ananı , atanı say! Bereket büyüklerle beraberdir. İnancını kaybedersen , yeşilken çöllere dönersin. Açık sözlü ol! Her sözü üstüne alma! Gördüğünü görme! Bildiğini bilme! Sevildiğin yere sık gidip gelme! Ey oğul! Üç kişiye acı: Cahil arasındaki alime , zenginken fakir düşene ve hatırlı iken itibarını kaybedene. Ey oğul! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir. Haklıysan mücadeleden korkma
19:31 - 3/8/2007 - {yok} -

21:00 - 2/11/2006 - {yok} -
Bosuna Sam-i Serif dememisler buraya ... Hz. Yahya (a.s) burada yatiyor. Kerbela sehitlerinin baslari burada Ve Seyyide Zeyneb. Ve Allah'in Kilicinamiyla maruf büyük komutanimiz Halid bin Velid Ve müezzinlerin piri Bilal-i Habesi. Ve Suriye ile Misir'i birlestirerek Haclilara nihai darbenin indirilmesine zemin hazirlayan Nureddin Zengi. Ve Kudüs'ü Haclilardan geri alan Fatih Sultan Selahaddin . Ve Seyhlerin Seyhi Muhyiddin Ibn Arabi. Ve Mevlana Halid-i Bagdadi. Ve Seyh Dagistani. Ve Padisahimiz Vahdettin Han. Ve daha niceleri....
Hakan Albayrak
20:00 - 25/8/2006 - {yok} -
İşte size muhtemelen Türkiye'de kısa bir iş deneyimi
olmuş, üniversite mezunu genç bir Türk kızının, bir Kanada şirketindeki
ilk izlenimleri: Selam arkadaşlar,
| Burada müdürlerin ayrı odaları yok. Bizimle aynı büyüklükteki kübiklerde oturuyorlar.
Müdürlerin sekreterleri de yok; genel bir idari sekreter var yalnızca.
İzin için yazılı dilekçeye filan gerek
yok. İşin varsa, istediğin zaman çıkıyor, çalışma saatlerini kendin
ayarlayabiliyorsun. Mesela trafik veya başka bir sebeple bir saat geç
geliyorsan, bir saat geç çıkıyorsun. Müdürlerin misafirleri geliyorsa, gidip kendileri karşılıyor. Özel teşrifatçıları yok.
Herkes kendi fotokopi veya faksını kendi çekiyor; kimsenin emrine amade avare adam yok.
Herkese ait ISDN telefon var. Yani
arayanın numarasını görebiliyorsun. Tüm telefonlarda iç ve dış mesaj
servisi var. Arayanlar sesli mesaj bırakabiliyor. Kimse kimsenin
telefonuna bakmıyor. Elini serbestçe kullanabilmen için, telefonlarda
kulaklık da mevcut. Ana girişlerde ve laboratuvarlara girerken kart basılıyor.
Maaşlar aylık değil, iki haftada bir ödeniyor.
İki haftalık iş programı çizelgeleri
doldurulup yönetime veriliyor: Yaptığınız işler, yapmayı planladığınız
işler, yapamadıklarınız, niçin yapamadığınız, yapabilmek için nelere
veya kime ihtiyaç duyduğunuz, veya hangi eğitimleri almanız gerektiği,
vb. Senede bir ve üçer aylık çeyreklerde,
Priorities başlıklı bir form dolduruluyor (Öncelikler). Bu form sizinle
müdürünüz arasında bir tür sözleşmedir. Kariyerinizi hangi yönde
geliştirmek istediğiniz, o dönem boyunca yapacağınız tüm işler ana
hatlarıyla bu formda yer alıyor. Tabii bunların yorumdan uzak ve
ölçülebilir olması gerekiyor. Davranış biçiminiz de ölçülüyor.
Mesela, işinizi yapmanız için hangi yeteneklere sahip olmanız ve ne tür
davranışlar sergilemeniz gerektiğine kendiniz karar veriyor, şu anki
durumunuzu ve ulaşmanız gereken noktayı belirliyorsunuz. Ve dönem
sonunda kendinizi değerlendiriyorsunuz. Bunun için, mesai
arkadaşlarınıza birer feedback (geri besleme) formu dağıtıyor ve
doldurmalarını rica ediyorsunuz. Onlar da son derece nesnel biçimde
sizi değerlendiriyorlar. Böylece almanız gereken eğitimleri daha iyi
belirliyor, sizi sınırlayan risk faktörlerini sıraya koyuyorsunuz. Kağıt israfı olmasın diye hemen hemen
her türlü iletişim bilgisayar üzerinden yapılıyor. Bütün teknik
dokümanlar bir web sayfasında bulunuyor. Herkes kendi projesiyle ilgili
belgelere bakmaya tam yetkili iken, başka projelere de misafir
statüsüyle girebiliyor. Hangi amaçla olursa olsun, hazırlanan tüm
dokümanlar bu web sayfasında bulunuyor. İşe yeni başlayan bir elemanın
saatlerce dosya karıştırmasına gerek yok. Size bir şifre veriyorlar,
sizin için gerekli tüm bilgilere anında ulaşıp işe aşina oluyor,
kendinizi geliştirebiliyorsunuz. Uzun sözün kısası, bilgi saklanmıyor! Yemeklerde, asansörde, arkadaş
toplantılarında projelerle ilgili konuşmanız yasak. Şirketinize ait
bilgiler size açık, ama rakiplerinizin kapabileceği ortamlarda dile
getirilemez. Proje liderleri, yapılan her
toplantının ardından herkese günü geçirmeden son durumu, karşılaşılan
problemleri mail listesine gönderiyor. Şirket-içi haberleşme de genelde
mail ile yapılıyor. Her cuma günü saat 16.00'da meşrubat,
kek vs. eşliğinde yeni gelenlerin tanıtıldığı toplantılar yapılıyor.
Yeni elemanlara çanta, mont, tişört vb. hediyeler veriliyor. Elemanların yetenek ve tecrübelerine göre bölüm değiştirmeleri zor değil, hatta teşvik ediliyor.
Kanada'da en çok hoşuma giden şey,
işlerin mutlaka sonuçlandırılması ve hiçbir şeyin ortada bırakılmaması.
Mesela yazıcının toneri bittiyse, o sırada orada olan kişi işini
bitirmiş olsa bile, mutlaka toneri değiştirip yazıcıyı öyle bırakıyor.
"Bana ne, ben işimi bitirdim, benden sonraki düşünsün!" demiyor. Bu her
yerde böyle. Mesela yanlış bir telefonu aradıysanız, size nereyi
aramanız gerektiğini söyleyip öyle kapatıyorlar. Bir işe
başvurmuşsanız, arkasını takip etmeniz gerekmiyor, unutmuş olsanız bile
onlar sizi aylar sonra arayıp bulabiliyor. Boyum yetişmediği için
birinden dosya istedim, bana istediğim dosyayı verdikten sonra,
başkaları aynı durumu yaşamasın (ve kendi gibiler tekrar tekrar zahmet
çekmesin!) diye dosyaları bir alt rafa kaydırdı. Bir şeyi yapmamanız gerektiği
söylenmişse ve siz kulak asmayıp yapmışsanız, kim olursanız olun
mutlaka ceza görüyorsunuz. Her şey takip ediliyor, hiçbir şey laf olsun
diye söylenip ortalıkta bırakılmıyor. Herkes işini iyi yapıyor. Başka
türlü davranabileceğini aklına bile getirmiyor. İşinizi yaparken bilgiyi
paylaşmıyorsanız, saklıyorsanız, arkadaşlarınıza yardımcı olmuyorsanız,
hele başkalarına engel oluyorsanız, bütün bunları dikkate alıyorlar. İş yerinde türbanlı bayanlar ve çember
sakallı baylar dört bir yanda görülüyor. Buna diversity (çeşitlilik)
diyorlar. Özellikle yüksek teknoloji şirketlerinde diversity çok fazla.
Şimdilik bu kadar. Kendinize iyi bakın.
|
--Yeni Safak 'tan bir yazi dizisinden (M.Özel)
07:35 - 30/7/2006 - {1} -
Yaşananları Kontrol-S ile kaydedip,
Kontrol-Z ile tekrar yaşıyorum
Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
En çok da ekranı kapladığın o anı özlüyorum
* * *
Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni
Tüm sistemlerimi çökert, Ziple sıkıştır ve parçala
Alt F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni
* * *
Kedinin mouse ile oynadığı gibi oyna,
Manzaralı mouse pedinde gezdir beni
Yeni bir pencere açalım ve unutalım her şeyi
Geri dönüşüm kutusuna gönderelim maziyi
Kısa yol oluştur fazla bekletme bu seveni
* * *
En çok Flash Animasyonlu halini özlüyorum
PC görünüşlü, Mac duruşlu sevdiğim
Kalpten kalbe bağlantım bağlantısı yapılır
Kapanır kapılar, ağa oturum açılır
Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır
* * *
Disconnect olursam beni yine arar mısın?
Masaüstünde bulamazsan belgelerime bakar mısın?
Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da
Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın?
07:33 - 30/7/2006 - {yok} -
|
Tanım
it's a long story ...
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Son yazılar
- ŞEYH EDEBALİ'NİN OSMAN GAZİ'YE NASİHAT'İ
- sifa....
- Sam-i Serif
- Yönetmek, karar vermeyi bilmektir
- Teknolojik şiir
- Atesler ve Ahenkler
- -asaf hüseyn'e-
- Neyzen Tevfik Kolaylı
- Kalbime adını düşür
- Suda Boğulan Balık
Kategoriler
Arkadaşlarım
- sufikalbi
- kafdagi
- beyazleke
- sessizyusuf
- sonsuzlukkervani
|